Kültür-Sanat

Bülent Ortaçgil ‘Eski Defterler’i açtı: Telif yasalarıyla paçayı kurtardım

Müzisyen Bülent Ortaçgil’in “Eski Defterler” albümü ilk olarak plak formatında yayımlandı. Uzun bir dönem müzikten para kazanamadığını ve kopmamak için çareler aradığını anlatan Ortaçgil, “Telif yasaları sonrası paçayı kurtardım denilebilir. Cebimde başka meslekler vardı. Yahut onları yapar -oysa bir süre yaptım- sinir hastası olarak yaşardım” diyor.

Bülent Ortaçgil ‘Eski Defterler’i açtı: Telif yasalarıyla paçayı kurtardım

Işıl ÇALIŞKAN

Benimle Oynar Mısın?, Olmalı mı Olmamalı mı?, Değirmenler ve diğer taraftan… Bülent Ortaçgil’in kültleşmiş şarkılarının yer aldığı “Eski Defterler” albümü şu anda Ada Müzik etiketiyle plak formatında.

1999 yılında Ada Stüdyo’da gerçekleşen çok özel bir kaydın ürünü “Eski Defterler”… İlk kayıtları sanatçının tanımıyla ”bilgisayarların steril ve sentetik olanaklarıyla” gerçekleştirilen popüler Ortaçgil şarkılarının bu defa canlı, analog kayıtlarından oluşuyor.

Canlı çalım-kayıt özelliğiyle dinleyicisine farklı bir dinleme fırsatı sunan bu 13 özel Ortaçgil şarkısı Pencere Önü Çiçeği, Olmalı Mı Olmamalı Mı, Deniz Kokusu, Bu İş Zorlama Yonca, Değirmenler, Benimle Oynar Mısın, Beyazın Şarkısı, Sıcak Yağmur, Şık Latife, Bozburun, Beni Kategorize Etme ve Memurun Şarkısı’ndan oluşuyor. Stüdyoda, Bülent Ortaçgil (vokal, yankı gitar), Erkan Oğur (çift saplı elektrik gitar, çift saplı klasik gitar), Gürol Ağırbaş (bas) ve Cem Aksel ‘den (davul) oluşan dönemin herzamanki Ortaçgil kadrosuna Hakan Beşer (vurmalı çalgılar) eşlik etmiş ve canlı çalımlarla albümün tamamı 2 günde kaydedilmişti.

Ortaçgil ile “Bülent Ortaçgil / Eski Defterler” Long Play’ini ve müzik serüvenini konuştuk. Daha fazla uzatmadan sözü kendisine bırakalım…

► 21 sene daha sonra “Eski Defterler”i tekrar başlatmak nasıl sizin için?
Yayınlanmış bir ürünün yıllar sonradan diğer bir formatta yinelenmesi keyifli bir durum. Fakat eski günlerin, müzikal anıların, stüdyonun ve şarkıları tekrar dinlemenin keyfi daha çok.

► Bu kaydın en çarpıcı özelliklerinden biri de analog olması. Analog kaydı niçin önemsiyorsunuz?
Bizim hayatımız analog bir hayat. Enstrümanlarımızı çalışımız, düzenlememiz, alışkanlıklarımız gibi… Biz tür olarak dijital 0101’lere ne dek ilgi duysak da yabancısı sayılırız. Plak, CD satış farklılıkları kendimce dönemsel bir moda.

CANLI İCRALARDAKİ KUSURLAR RAHATSIZ EDİCİ

► Plak kapağınızda müziği canlı çalınan, çalınırken var olan bir ses/vakit ilişkisi olarak açıklıyorsunuz. Bu ilişkinin eğlenceli olmasının yanı sıra acımasız olduğunu da söylüyorsunuz. Bu ilişkiyi gerçek başarıyla ilişkilendirmek ne dek içten sizce?
Hakiki başarıdan ne anlıyorsunuz bilmiyorum! Benim çağrıda bulunmak istediğim mükemmellik Rönesans’a özgü bir olgu. Canlı icralardaki kusurlardan ben fazla rahatsız oluyorum.

► Recording Industry Association of America’nın hazırladığı rapora tarafından ABD’de 1980’lerden bu yandan ilk önce bu yıl CD’den çok plak satıldı. Bunu nasıl yorumlarsınız? Türkiye’de de böyle mi koşul?
Plak, analog CD ise dijital teknoloji ürünüydü. Derhal dijital kayıt yapıp yüksek teknolojiyle analog’a çevirip dinliyoruz. Beni ilgilendiren malın kalitesi, teknolojiyle daha az ilgiliydi.

► Bir dönem müzikten para kazanamamışsınız, kopmamak için çareler arayıp bulmuşsunuz. Tersi olsaydı nasıl bir Bülent Ortaçgil olurdu şu an?
Evet, müzikten uzun bir dönem para kazanamadım. Telif yasaları sonrası paçayı kurtardım denilebilir. Cebimde başka meslekler vardı. Onları yapar (bir süre yaptım zaten) sinir hastası olarak yaşardım.

► Sizce ülkenin yaşanmışlıkları ile dönemin popüler müziği arasında bir ilişki kurulabilir mi?
Popüler kültür natürel ancak bugünün aynısı. Çoğunluğun arz ve talebine değerli bulduklarına sıkıca yapışıktır. Hafiftir, uçucudur, zamanedir, güzel vakit geçirtir. Ticaret de güzel bir sos olarak işin içindedir.

► Popüler müzik demişken, onu ne belirler sizce?
Popüler kültür müziği “vur patlasın çal oynasın” olarak görüyor! Sanki yarıya haklı olabilir.

► Sizce bu salgın ülkede yaşamış sanatçılara ne öğretti?
Salgın bana toplumsal dayanışma açısından sadece laf ürettiğimizi öğretti.

► Düşlediğiniz Türkiye’yi nasıl anlatırsınız?
Eğitim düzeyi yükselmiş, üniversite açmayı yapı yerine getirmek zannetmeyen, üreten insanlara daha saygılı, sanat ihtiyacını içinde hisseden, daha sağduyulu insanların politika yapmaya özendiği bir Türkiye daha güzel olmaz mıydı?

***

bulent-ortacgil-eski-defterler-i-acti-telif-yasalariyla-pacayi-kurtardim-785986-1.

► Son olarak “Eski Defterler”deki şarkıların sizdeki yerini birer cümleyle paylaşmanızı rica etsek?
Pencere Önü Çiçeği:
Erkan Oğur
Olmalı Mı Olmamalı Mı: Bebek Parkı
Deniz Kokusu: Side 1979
Bu İş Fazla Zorlama Yonca: Yonca’yı (Hiç ilginç yok)
Değirmenler: Hodri Meydan konseri
Benimle Oynar Mısın: Ergün Pekakçan
Beyazın Şarkısı: Küçükyalı baba evini
Sıcak Yağmur: Ferda’yı ve Nükhet Ruacan’ı
Şık Latife: 4 Levent’i
Bozburun: Kerem ile Türkan’ın evini
Beni Kategorize Etme: Sezen ve Onno’yu
Memurun Şarkısı: Mühendislik günlerine
Böylece özel ama sizlere ne ifade eder bilmem…

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu