Siyaset

Yandaşın pembe tablosu halkın gerçeğine çarpıyor

Medyada son dönemi değerlendiren gazeteci İsmail Küçükkaya, şöyle dedi: Hükümet medyasında çizilen pembe tablo, artık halkın gerçeklerine çarpıyor. Suni gündemler artık hesaplı sorunların üzerini örtemiyor.

Yandaşın pembe tablosu halkın gerçeğine çarpıyor

MEHMET EMİN KURNAZ

Yakın dönem Türkiye siyasi tarihi pek fazla kırılmaya sahne olurken, medyanın büyük bölümü iktidar aparatına dönüştürüldü. Gerçeklerin yanına olmaya çalışan basın kuruluşları ise sayısız soruşturmadan delilsiz tutuklamalara, Basın İlan Kurumu ambargosundan idareli sıkıntılara türlü sorunlarla boğuşuyor. Fox TV’de 7 yıldır Çalar Saat programı ile izleyicini karşısına meydana çıkan gazeteci İsmail Küçükkaya, Nemesis Kitap’tan meydana çıkan “Fikri Bağımsızlık Vicdanı Hür” kitabında medyadaki büyük dönüşümü anlatıyor. Küçükkaya, medyadaki büyük değişim ve aktüel siyasal gelişmelere ilişkin sorularımızı yanıtladı.

AKP’li yıllarda basının büyük bölümü iktidarın sözcüsü konumuna geldi. Buna şahit oldunuz. Bu değişimin köşe taşları neler oldu?

AKP birçok şeyi değiştirirken önceliğini basına verdi. Çünkü basından çok ses yükseldiği takdirde diğer kurumsal değişiklikleri yapamayacağını biliyordu. İş dünyası ile AKP ilişkisi, hak ile AKP ilişkisi, ordu ya da sivil toplum ile AKP ilişkisi… Adını her ne koyarsak koyalım tüm bu ilişkilerin dinamiğini başkalaştırmak için işe medyadan başladılar. Bunun için birincisi kendilerine yakın yazılı-görsel basın ve trol ordularıyla besledikleri bir sosyal medya oluşturdular. İkincisi eskinin merkez medyası dediğimiz tüm medya organlarının sahipliklerini değiştirip kendilerine yakın ve yönetebilecekleri bir medya yapılanması oluşturdular. Üçüncüsü olası olduğu değin rakip medyayı da zorlama altına almaya çalıştılar. Kendimce bunları da çok büyük oranda başardılar. Bugün medyanın yüzde 90’ı kendi kontrollerinde. Mekanizmanın nasıl çalıştığını, o manşetlerin atılmasını iktidar içinde kimin sağladığını, her şeyi biliyoruz.

TMSF’nin Akşam gazetesine el sipariş verme sürecine de yer vermişsiniz kitabınızda. Bu işlem sonrakilerin ilk adımı mı oldu?

Akşam gazetesinde 13 sene çalıştım. Ankara temsilciliği ve Genel Yayın Yönetmenliği yaptım.

2013’te Yolculuk Parkı eylemleri esnasında ayrıldım. İlk büyük el yerleştirme operasyonuydu. O zamandan sonra da zaten hız kazandı. Genel Yayın Yönetmenliği görevimden ayrılmamı istediler çünkü kendilerinin rahat çalışabileceği biri olsun istediler. Hakiki gazeteciler yoklama altında tutulamaz. İlk operasyon olduğu için ayrılmamın kamuoyunda nasıl tepkiye yol açacağını düşündüler. böylece bana yönetimden ayrılın köşe yazın hatta program yapın dediler. Ama bunu kabul edemezdim.

Diğer gruplardaki gazeteciler o dönem bu olaya nasıl bir tepki gösterdi?

O günün ilk önce Doğan Grubu edinmek üzere merkez medyasında çalışanlar operasyona gürültüsüz kaldılar. Düzen böyle gider sandılar. Operasyonların arkası gelince onlar da işsiz kaldı. Sonra rakip olmaya başladılar.

yandasin-pembe-tablosu-halkin-gercegine-carpiyor-789549-1.

Çalar Saat, 7 yayınlama döneminde de merakla izleniyor. Şayet de iktidara ast sayısız kanaldaki programların toplamından daha fazla. İktidarın bu dek çok kuruluşa verdiği yardım manâsız mu?

Fox TV editöryel bağımsızlığa müsade veriyor. Bunun için çok izleniyor. Örneğin BirGün’ün patronu yok, patronu olsa bu yayıncılığı yapamaz. Sizin gazetenizde işveren değil, gazeteciler ne yapılması gerektiğine karar veriyorlar. Bu yan ki zor, zaten siz de biz de zorluklar yaşıyoruz. Anapara sıkıntısı var fakat fedakârca atama yapılıyor. Hükümete yakın medya hem finans hem tiraj olarak destekleniyor. Fakat inandırıcılığı yok. Eskiden belirli bir ölçüde vardı, oysa iktidar medyasının sunduğu Türkiye tablosu ile halkın yaşadığı realite birbirinden uzaklaştı. O zaman da ahali onların sunduklarıyla kendi gördüklerini mukayese ediyor. Millet kendi cebine, yaşantısına tarafından kararını veriyor. İtibarımız bunun için yüksek.

Son dönem kamuoyu araştırmalarında AKP’nin oy oranında erime yaşanıyor. En manâlı nedenin ekonomi olduğu görülüyor. Katılıyor musunuz buna?

Anketlere ben de bakıyorum ama ondan da ziyade programın sosyal medya etkileşimlerinden de gördüğüm bir numaralı sorun ekonomi. Daha Alçak başlık ise sefalet ve işsizlik. Bilhassa genç işsizlik almış başını gidiyor. Dolayısıyla bu tabloda iktidar medyasının yapacağı güzellemelere ahali artık inanmıyor. Çünkü bu çileyi ırk çekiyor. Insanlar gelir dağılımındaki adaletsizliği görüyor. Dolayısıyla bunu yansıtan az sayıda gazete ve televizyonun itibarı yükseliyor.

Krize karşısında çözüm bulamayan iktidar aniden Ayasofya’yı ibadete açmaya karar veriyor. Aradıkları karşılığı bulabiliyorlar mı?yandasin-pembe-tablosu-halkin-gercegine-carpiyor-789550-1.

Benim gördüğüm iktidar, inansa da inanmasa da demokrasiye, hukukun üstünlüğü söylemine dönmek zorunda. Bunu yapmadığı sürece tablonun aksine çevrilmesi olası görünmüyor.

Peki inandırıcılığı kaldı mı?

Kalmadı. Oysa buna yerinde adımlar atarsa şayet bir nebze şansı olabilir. Ama yapmadığı takdirde bu tablo değişmez. Çünkü ülkenin kaynakları kısıtlı. Türkiye’nin yerli-yabancı sermayenin yatırımına ihtiyacı var. İnsanlar çekiniyor, ayaklar frende. Vites küçültüyorlar. Güven unsuru zedelendi. “Ben yatırım yaparsam geleceği ne olacak?” “Hukuki güvence var mı?” gibi endişeler taşıyorlar. İktidar süre kazanmaya çalışıyor lakin zaman kazanılacak dönem bitti.

AKP içinden çıkan partilerin şansı ne sizce?

Oy yüzdesine bakmam, etkin olduklarını görüyorum. Oy yüzdesine bakmak eski bir alışkanlıktı. Eski fotoğrafa göre yapılan yorumlardı. Günümüzde ittifaklar sistemi içinde yüzde yarımın bile önemi var. Babacan ya da Davutoğlu veya daha öncekiler olsun demokrasi bloğuna katılırlarsa etkisinin büyük olacağını düşünüyorum. bir defa iktidarın içinden çıktılar, bütün süreçlerin bire bir tanık ve şahitleri. Az Önce konuşmadıkları vardır diye düşünüyorum.

Özellikle Davutoğlu kesintisiz “Konuşursam yer yerinden oynar” diyor. Konuşacak mı?

Bence konuşacak.

Neden bekliyor?

Siyaset yapıyorlar, yeni parti hazırlamak basit değil. Ben bambaşka üslupla da olsa Ali Babacan’ın daha fazla konuşacağını düşünüyorum. Ama Davutoğlu daha sert konuşuyor. Her geçen gün ivmeyi yükselteceklerdir diye düşünüyorum.

AKP-MHP ittifakı, bırakın demokrasiye dönmeyi, AYM’nin yapısını bile değiştirmekten söz ediyor. Bahçeli’nin çıkışları krizi daha da derinleştirmiyor mu?

Ben olması gerekene odaklanarak söylüyorum. Olması gereken yan demokrasi, hukuk, özgürlükler, normalleşmedir. Sorunuz fazla yaşamsal bir öneme sahip. Bence burada bir MHP analizi yerine getirmek gerekiyor. MHP ustaca bir strateji ortaya koyuyor. Türkiye’nin siyasal iklimini belirliyor. İktidarı da bu iklime hapsediyor. Acilen birçok kuram olsa da benim yanıtım MHP sandıkta oyunu, ondan ziyade iktidar içinde etkinliğini artırıyor. Öncelikle hak, emniyet, istihbarat elde etmek üzere gücünü pekiştiriyor. En önemlisi dediğini yaptırıyor. Mesela kısmi affetme çıktı, Alaattin Çakıcı, Mümtazer Türköne cezaevinden o sayede çıktı. Bu ve sözde birçok kararı MHP aldırdı.

Erken seçime gidileceğini düşünüyor musunuz?

AKP içinde gruplaşmalar olduğu giz yok, AKP erirse bu gruplaşmalar artar. Erken seçime giderlerse kaybetme olasılıkları fazla yüksek. Ben gideceklerini düşünmüyorum. Onun için Erdoğan elindeki yetkiyi ardına kadar uygulamak isteyecektir.

HDP’ye karşın son operasyonlar, İYİ Parti’yi ittifaktan koparma çabası olarak yorumlanıyor. Katılıyor musunuz?

Bir vakit önce Kılıçdaroğlu ile görüştüm, bire bir sohbetimizde bana “Ahali İttifakı’nın yüzde 55-60 bandına dürüst gittiğini görüyorlar ve bunu tersine çeviremeyeceklerinin de farkında olan oldukları için Erdoğan hükümeti önce İYİ Parti’yi koparmak istedi, bunu başaramadı ama İYİ Parti üzerinde operasyonlarını sürdürüyor” dedi. İkincisi iktidarın Kürt hareketini bölmeye çalıştığını söyledi. Hatta iktidarın yeni Kürt partileri kurdurmak istediğini anlattı. Kendimce de iktidar, tüm siyasi hamlelerini Irk İttifakı’nı ayırmak üzerine yapıyor. Bilhassa İYİ Parti’yi ittifaktan koparmaya çalışıyorlar. Oysa İYİ Parti değil Meral Akşener var. İYİ Parti’den 10 vekili almak bir şey kazandırmaz. Fakat Akşener realitesi var. Kendisini partisiz hisseden kentli seküler milliyetçilere hitap ediyor. Akşener’i Cumhur İttifakı içine hazırlamak etki etmez.

“Nasılsa kendi kendine gidecekler” söylemi tartışılıyor. Ne diyorsunuz?

Böyle eleştiriler var lakin kendimce artık muhalefet oyun kuruyor. Bugüne kadar iktidar ekonominin görece iyi olmasıyla kazandı. Ama bundan böyle ırk ve seçmen ekonomiye bakıyor. Ayasofya meselesinde muhalefet tuzağa düşmedi. Gündem değişim hamlesinin karşılığı olmadı. Bugün keza Kılıçdaroğlu hem Akşener ayrıca Babacan, HDP, Saadet Partisi konuyu ekonomiye getirerek doğruyu yapıyorlar. Bence yıllarca iktidarın oyununa geldiler ama bu sefer ders aldılar. Muhalefet, nasıl muhalefet yapılacağını halktan öğrendi bence.

Kitapta Türkiye’nin kurucu kodlarına dönmesinin öneminden bahsediyorsunuz. Fakat son 15-20 yılda bu kurucu değerler aşındırılmadı mı?

Sizin söylediğiniz akıntı dominant olursa kendimce iktidar sonunu getirir. Çünkü iktidar radikalleştikçe kaybedecek. İktidar içinde bunu savunanlar da apaçık. İçe kapanmacı yok, dışa açılmacı bir yaklaşma kendilerini kurtarır. Atın üstünde kalmaya çalışan manevralar silsilesi onları bir çıkışa götürmez. İki girişim da içlerinde mevcut.

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu