Siyaset

Yeni Yasama Yılı başladı

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Mazlum Filistin halkının her platformda haklarını dile getirmeyi, ülkemiz ve milletimiz namına bir asalet kabul ediyoruz.” dedi.

Erdoğan, TBMM’nin 27. Dönem 4. Yasama Yılı Açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin ve milletin hassasiyetle peşine düşüp takip ettiği bir diğer krizin de İsrail’in Filistinlilere yaptığı gaddarlık ve Kudüs’ün mahremiyetini hiçe sayan fütursuz uygulamaları olduğunu belirtti.

Kudüs meselesinin kendileri için banal bir jeopolitik sorun olmadığını açıklayan Erdoğan, şöyle konuştu:

“Her şeyden önce Kudüs’ün kalbi olan eski şehrin şu andaki maddesel görünümü surlarıyla, çarşısıyla, pek fazla binasıyla, Kanuni Sultan Süleyman göre yapı ettirilmiştir. Ecdadımız, asırlar boyunca bu şehri el üzerinde tutup mamur ederek hürmetini göstermiştir. Birinci Dünya Savaşı’nda, göz yaşları içinde terk etmek zorunda kaldığımız bu şehirde, hala Osmanlı’nın direniş izlerine yüz yüze gelmek mümkündür. Yani Kudüs bizim şehrimizdir, bizden bir şehirdir. İlk kıblemiz Kudüs’teki El Aksa ve Kubbetü’s Sahra da inancımızın amblem mescitleridir.

Keza bu şehir halkı, Hristiyanlığın ve Museviliğin kutsal mekanlarına da konut sahipliği yapıyor. Kudüs’ün ve bölgenin binlerce takvim sakinleri olan Filistin halkının topraklarının işgal edilmiş, hak ve hukuklarının çiğnenmiş olması da bu meseleyle yakından ilgilenmemizi gerektiriyor. Asırlarca birlikte yaşadığımız mazlum Filistin halkının her platformda haklarını dile getirmeyi, ülkemiz ve milletimiz adına bir asalet kabul ediyoruz. Bu hoşgörüyle, hem küresel vicdanın kanayan yarası Filistin davasının hem de Kudüs davasının ardına kadar takipçisi olacağız.”

“2020’ye büyük umutlarla başlandı”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Seyahat olaylarıyla başlayan yoğun atak sürecinde en fazla maksat alınan unsurlarından birinin de ekonomi olduğunu belirterek, 2018 Ağustos’unda kur üzerinden ekonomiye kurulan tuzağı bir defa daha bozarak, 2019 yılında epeyce dinç bir görünüme kavuşulduğunu söyledi.

Geçen sene cari işlemler dengesinin 8,8 milyar dolar pozitif verdiğini, enflasyonun yüzde 11,8’e gerilediğini, bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3’ün altına indiğini anlatan Erdoğan, 2019’da 181 milyar doları bulan ihracatla, dünyanın 50 ülkesi arasında ihracat büyümesi bakımından 6’ncı sırada yer alındığını, böylece dünya ihracatındaki payın da yüzde 1’e yaklaştığını dile getirdi.

Erdoğan, yaşanan bütün olumsuzluklara rağmen, yıllık büyüme oranını yüzde 1’e yakın bir seviyede tuttukları 2019 yılının arkasından 2020’ye büyük umutlarla başlandığını aktararak, şöyle devam etti:

“Bu yılın birincil çeyreğinde elde ettiğimiz yüzde 4,4 oranındaki çoğalma oranı, hedeflerimize dürüst kararlılıkla ilerlediğimizin işaretiydi. Dünyanın tamamıyla birlikte ülkemizi de etkisi altına bölge koronavirüs salgınına, işte böyle bir iklimde yakalandık. Salgın sürecinde, kuşkusuz önceliğimiz milletimizin sağlığını korumaktı. Bunun yanına, açıkladığımız takviye paketleriyle ekonomimizin salgından en az hasarla çıkmasını temin etmeye çalıştık. Bugüne kadar açıkladığımız desteklerin ve paketlerin toplam idareli büyüklüğü 495 milyar lirayı, yani milli gelirimizin yaklaşık yüzde 10’unu bulmuştur. Sosyal koruma kalkanı çatısı aşağıda milletimize ve ekonomimize 35 milyar lirayı aşkın karşılıksız ödeme yaptık.”

“Kısa çalışma ödeneğiyle 19 milyarlık destek”

Kısa egzersiz ödeneği yoluyla bugüne dek 19 milyar liraya yakın kaynağı aracısız olarak çalışanlara aktardıklarını vurgulayan Erdoğan, istihdamı gözetmek için devreye aldıkları nakdi aidat desteği için 4,5 milyar liraya yakın bir kaynak kullandıklarını söyledi.

Erdoğan, işsizlik ödeneğini de aktif şekilde değerlendirerek, 3,6 milyar liralık desteği halkın istifadesine sunduklarını anlatarak, şöyle konuştu:

“Ertelediğimiz SGK ve Tahvil-Kur ödemeleri 40 milyar lirayı bulurken, ücret ödemeleri de 30 milyar liraya yaklaştı. Ödenti indirimleri, mücbir sebep uygulamaları, Kredi Garanti Fonu sınır artırımı gibi yöntemlerle ekonomimize takviye olduk. Kamu bankalarını özendirme ederek 267 milyar liranın üzerinde bir finansmanın ekonomimize aktarılmasını sağladık. Kişisel gereklilik desteği, esnaf desteği, işe devam desteği, kurumsal ve bireysel kredi ertelemesi gibi yöntemlerle her kesimin finansman ihtiyacının giderilmesini temin ettik.”

Yılın ikinci çeyreğinde yaşanan yüzde 9,9’luk eksi büyümenin endişe verici olduğunu açıklayan Erdoğan, oysa, genel tablo itibariyle bakıldığında Türkiye’nin, OECD ve Avrupa Birliği ortalamalarının çok aşağıda bir daralmayla bu süreci geride bıraktığını belirtti. Erdoğan, “Üçüncü çeyrekle ilgili tüm öncü göstergeler, hamdolsun, ekonominin çabucak toparlandığına ve kayıpların kısa sürede telafi edileceğine muhabere ediyor. Açıklanan her endeks ve veri, bu tabloyu destekliyor ve ileriye taşıyor. Salgının, dünya ekonomisinde yol açtığı dış istek daralmasına rağmen eylül ihracatımız geçen yılın aynı ayına kadar yüzde 4,8 artarak 16 milyar doları aşmıştır. Bunun, Cumhuriyetin tarihindeki en büyük eylül ayı ihracat rakamı olduğunu da özellikle spesifize etmek istiyorum.” dedi.

Amaçlarının “V” tipi bir toparlanmayı sağlayıp, bu yılı pozitif büyümede kapatmak olduğunun altını çizen Erdoğan, gelecek yıl için belirledikleri artma oranının ise yüzde 5,8 olduğunu kaydetti. Erdoğan, “Aslında, biz daha büyük bir çoğalma gerçekleşeceğine inanmamıza karşın, beklentiyi ihtiyatlı bir düzeyde tutmayı tercih ettik.” diye konuştu.

Türk ekonomisinin, yaşadığı bunca saldırının ve şokun ardındaki, kırılganlıklara karşısında daha dayanıklı, krizlere aleyhinde daha tedbirli bir yapıya kavuştuğunu açıklayan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Gelişmiş ülkeler dahil o kadar çok devlet, salgın döneminde afiyet hizmetlerinde başlayan sarsıntının, bütün ekonomilerine ve yönetim sistemlerine sirayet etmesine engel olamamıştır. Türkiye ise bütün bu alanlarda gösterdiği olumlu yönde bir ayrışmayla bölgesinin ve dünyanın yükselen yıldızı konumuna gelmiştir.

OECD, Türk ekonomisini, dünyada salgından en az etkilenen 3’üncü ekonomi olarak göstermiştir. Bütçe açığındaki kısmi yükselme gibi olumsuzluk konusunda deha gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerden daha iyi durumdayız. Dünya Bankası’nın İş Yapma Kolaylığı Endeksinde 10 basamak pat diye yükselerek, 33’üncü sıraya çıkmamız, yapı reformlarımızın başarısını gösteriyor.”

Erdoğan, gelecek üç yıllık dönemi kapsayan Yeni Ekonomi Programı’nı; yenilikçi, yüksek katma kıymetli, ihracat odaklı ve kapsayıcı bir yeniden yapılanma modeli üzerinde yapı ettiklerini belirterek, Türkiye’yi her alanda olduğu gibi ekonomide de 2023 hedeflerine ulaştıracaklarının altını çizdi.

“Aşı çalışmaları kayıtlı bir seviyeye geldi”

Çin’de başlayan ve kısa sürede dünyaya yayılan Kovid-19 hastalığının hemen şimdi muhakkak bir tedavisi bulanamadığını söyleyen Erdoğan, aşı çalışmalarının açıklanmış bir seviyeye gelmiş olmakla birlikte insanlığın tamamını kuşatacak altyapının kurulması için vakte gereklilik olduğunu ifade etti.

Türkiye’nin, öteki ülkelerdeki aşı çalışmalarını yakından peşine düşüp takip etmenin yanına, kendi aşısını üretme konusunda da yoğun bir gayret içinde olduğunu bildiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dünyadaki diğer ülkelerin salgınla çaba yöntemlerine baktığımızda, Türkiye’nin bunların çoğunun önünde olduğunu görüyoruz. Natürel bu olumlu tabloda, son 18 yılda sağlık alanında gerçekleştirdiğimiz büyük dönüşümün ve inşa ettiğimiz altyapının koskocoman katkısı vardır. Sadece salgının ülkemize sıçradığı mart ayından bu yanlamasına hizmete açtığımız hastanelerin yatak kapasitesi 15 bini geçmiştir.

İnşallah yarın Konya’da Şehir Halkı Hastanemizin devlete ait açılışını yaparak, sağlıktaki bu güzel tabloyu bir adım daha ileriye taşıyacağız.

Sağlık Durumu çalışanlarımızın sayısı da 1 milyon 100 bin ile kamudaki en büyük istihdam oranına ulaşmıştır. Belki Türkiye, sağlık sistemini ve kapasitesini bu denli geliştirmemiş olsaydı, Allah göstermesin, bu salgının aşağı kalabilirdi. sırası gelmişken salgın sürecinde fedakarlıkla tahsis yapan afiyet çalışanlarımıza bir kere daha şükranlarımı sunuyorum. Yeniden bu süreçte ebediyete irtihal eden sıhhat çalışanlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Devlet ve ahali el ele vererek, inşallah bu musibetin de üstesinden geleceğiz.”

“Salgınla mücadeleyi istikrarlı şekilde sürdüreceğiz”

Salgınla çaba ederken, vatandaşlara sundukları hizmetleri sürekli sürdürmenin yanına, 153 farklı ülkenin ve 8 milletlerarası kuruluşun takviye çağrısına yanıt verdiklerini de anımsatan Erdoğan, keza, dünyanın 141 farklı ülkesinde geçici süreyle yer alan 100 bini aşkın vatandaşı, kurdukları hava, kara ve deniz köprüleriyle Türkiye’ye getirdiklerini, bunun yanında 67 bambaşka ülkeden 5 bin 500 yabancının da ülkelerine dönebilmelerini sağladıklarını kaydetti.

Erdoğan, gelişmiş ülkelerin zeka vatandaşlarını kendi hallerine terk ettiği salgın döneminde, Türkiye’nin içeride ve dışarıya gerçekte faziletli bir duruş ortaya koyduğunu belirterek, “Ne ülkemiz ne de dünya demin salgının önüne ayrıntılarıyla geçebilmiş değildir. Ülkemizde vakitlice aldığımız tedbirler ve geliştirdiğimiz etkin çare protokolleri bir uçtan bir uca, süreç yoklama aşağı tutulabilmiştir. Salgının doğal yolla ya da ilaç tedavisiyle korkutma olmaktan çıkacağı güne dek bu mücadeleyi kararlı bir şekilde sürdüreceğiz.” diye konuştu.

Hala en büyük ve etkin salgınla uğraş tedbirinin “CILALI” diye açıklama edilen temizlik, maske ve mesafe unsurları olduğuna dikkati çeken Erdoğan, “İnşallah bu virüsü her zaman birlikte yenecek, daima birlikte el ele, kol kola sağlıklı, huzurlu, müreffeh, esenlik batmış bir geleceğe yürümeyi sürdüreceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.

(Bitti)

Kaynak: Anadolu Ajansı / Ali Kemal Akan

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu